Çok güzel…Çocuklarınıza da dinletin.Dualarınızı eksik etmeyin.
Yazan: turkislamdernegi Mart 31, 2007
Çok güzel…Çocuklarınıza da dinletin.Dualarınızı eksik etmeyin.
Yazı kategorisi: Dini Videolar, Peygamberimiz, Sohbetler | 2 Yorum »
Yazan: turkislamdernegi Mart 31, 2007
Bilal’in ezanı ve Peygamberimiz (S.A.V) veda hutbesi.Çağrıdan unutulmayacak sahneler…
Yazı kategorisi: Dini Videolar, Peygamberimiz | 1 Yorum »
Yazan: turkislamdernegi Mart 31, 2007
İlk başta bütün İslam aleminin mevlid kandilini kutlarım.Allah hepimize peygamber Efendimizin şefaatini nasip eylesin.Bu günlerde peygamber efendimize bol bol salavat getirin.Melekler tarafından selamlarınız Efendimize götürülür.Ve o da size selam eder…
Aşağıdaki videomuzu izlemenizi tavsiye ederim…
Yazı kategorisi: Dini Videolar, Peygamberimiz | » yorum bırak;
Yazan: turkislamdernegi Mart 29, 2007
Namaz hûşu ve hudû ile kılınmalıdır. Hûşu namazın sırrı ve ruhudur. Kur’anı Kerimde; “Allah’ın huzurunda tam hûşu ve hudû ile durun” buyurulmaktadır. (Bakara, 238) Bazı alimler hudû zahiri eğilmek, hûşu ise, manevi ve ruhi eğilmektir, derler (Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İnn-i Mace Tercemesi ve Şerhi, c 3, s 348). Bazı Alimler ise, hûşu azalarla; hudû ise kalple olur, demişlerdir. Veya hûşu gözle, hudû diğer azalarla olur.
Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- , “Hûşu ancak, namazda (uzuvlarını) hiç kımıldatmayan ve tevazu içinde olan kimseler için tahakkuk eder.” buyurmuştur.
Felah, namazlarını hûşu ile kılanlara mahsustur. Namazlarında hûşu’a riayet etmeyenler felaha eremezler. Hûşuun bulunmaması felahın da yokluğu demektir. Bu konuda Kur’anı Kerim;
“Namazlarını hûşu ile kılan müminler kurtuluşa ermişlerdir.” buyrulmaktadır. (Mü’minun,1)
Bu ayet-i kerime nazil olmazdan önce sahabe-i kiram namazda gözlerini gökyüzüne kaldırıyorlar, sağa sola bakınıyorlardı. Ayet-i Kerimenin nazil olmasından sonra artık gözlerini secde mahalline çevirmeye başladılar.
Abdullah Bin Ömer bu ayet-i kerimenin izahında şöyle der: “Sahabe-i Kiram, namaz için ayağa kalktıklarında başka hiçbir şeyle ilgilenmezler, bütün varlıklarıyla kendilerini namaza verirlerdi. Gözlerini secde yerine dikerler ve Allah’ın kendilerine baktığını kabul ederlerdi.”
Namazda ayakta iken secde yerine, rükûda iken ayaklara, secdede iken burun ucuna, otururken iki elleri arasına bakmalıdır. Bu söylenilen yerlere bakıp ta gözler etrafa kaymazsa, namazda hûşu hali hasıl olabilir, kalp dünya düşüncelerinden kurtulabilir.
El parmaklarını Rükûda açmak ve secdede bir birine yapıştırmak sünnettir. Bunlara dikkat edilmelidir. Parmakları açık veyahut bitişik bulundurmak, sebepsiz boş şeyler değildir. Bizler için İslamiyet’in sahibine uymak kadar büyük bir nimet yoktur. (Sadık Dânâ, Altınoluk sohbetleri 2, s 121).
*
Hazret Ammar -Radıyallahü anh- ‘den rivayet edildiğine göre, Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Cennette efyah denen bir ırmak vardır. İçinde huriler bulunur. Allah onları zaferandan yaratmıştır. İnci ve yakut taneleriyle oynarlar. Yetmiş bin lisanla Allah’ı tesbih ederler. Sesleri Davud -Aleyhisselamın- sesinden daha güzeldir. Bu huriler şöyle derler:
Bizler, namazı hûşu ve kalp huzuru ile kılanlar içiniz.”
Hazret-i Ali -Radıyallahü anh- şöyle buyurur:
“Hûşu olmayan namazda, lüzumsuz şeylerden kaçınılmayan oruçta, tertile riayet edilmeden yapılan kıraatte, günahlardan sakındırmayan amelde, sehavet bulunmayan malda, sıkı bağlılık bulunmayan kardeşlikte, ihlas olmayan duada hayır yoktur.”
Müslüman, namazını kalbi ve kalıbı beraber olarak kılmalıdır. Nitekim Hadis-i şerifte: “Kişinin kalbi ve bedeniyle beraber namazda hazır olmadıkça Allah o namaza bakmaz.” buyurulur.
Namazda her uzvun tevazu göstermesi ve kalbin de, Allah Teala’dan korku üzere olması lazımdır.
Bir Hadis-i şerifte: “Kişiye namazdan yazılacak ecir, kalp huzurundan başkası değildir.”(İhya, I 160)
Diğer bir Hadis-i şerifte: “Kulun kıldığı namazından elde edeceği şey, sadece (namazda oluşunun) şûurunda olduğu anların sevabıdır.” buyrulur.
Abdulvahid bin Zeyd:
“Alimler, kulun kıldığı namazdan, onun için sadece şûurlu olarak kıldığı kısımların sevap temin ettiği hususunda ittifak etmişlerdir.” demiş ve bu hususta bir icma bulunduğunu iddia etmiştir.
Sahabelerden Ammar Bin Yasir -Radıyallahü anh- ‘ın bildirdiğine göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Öyle durumlar olur ki, kişi namazını bitirince defterine kıldığı namazın sadece onda biri, dokuzda biri, sekizde biri, yedide biri, altıda biri, beşte biri, dörtte biri, üçte biri veya yarısı kadar sevap yazılır.”(Darimi, Salat, 91)
*
Namaz kılanlara, ihlas ve hûşu derecesine göre sevap verilir. Bazılarına ecir ve sevabın hepsi verilir. Bazılarına sevabın yarısı verilir, bazılarına onda biri verilir. Bazılarına hiçbir şey verilmez. Çünkü namazı hiçbir şeyi hak etmemektedir.
Cenab-ı Hakk, farz namazlarının ecir ve sevabını belli bir ölçüye göre vermektedir. Nitekim bir hadis-i Şerifte:
“Allah katında farz namaz için bir ölçü vardır. O namazda ne kadar kusur ve eksiklik varsa, onun hesabı yapılır.” buyurulur.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurur:
“Kim güzelce abdest alır, rükûları ve secdeleri tam yaparak hûşu ile vaktinde namazını kılarsa, o namaz bembeyaz, parıl parıl bir şekilde göğe yükselir ve sahibine şöyle der:
“Sen beni nasıl geçirmedin, vaktinde kılarak korudun ise Allah da seni korusun.”
Kim ki güzel abdest almaz, rükûları ve secdelerini Hûşu ile yapıp, vaktinde namazını eda etmezse, onun namazı da simsiyah zifiri karanlık halinde göğe çıkarak sahibine şöyle der:
“Sen beni zayi ettiğin gibi Allah da seni zayi etsin!”
Allah’ın dilediği zaman gelince bu tür namazlar, bir eski paçavra gibi dürülüp sarılarak sahibinin suratına çarpılır. (et-Terğip ve’t-Terhib, I, 339)
Rasulullah (a.s) bir gün adamın birinin namaz kılarken sakalını elleriyle karıştırdığını gördü, buyurdu ki: Eğer bunun kalbin de hûşu olsaydı vücudunun her uzvunda hareketsizlik olurdu.
Rasul-i Ekrem bir buyurdu ki: Kıldığın namazı, en son namazınmış gibi, bir daha namaz kılma fırsatı bulamayacak bir kişinin kıldığı namaz gibi kıl.
Müceddid-i Elf-i Sânî İmamı Rabbani Hazretleri Mektubat’ta şöyle yazıyor: “Secde de ellerin parmaklarını birleştirmeye, rükûda da parmakları birbirinden ayrı tutmaya (birleştirmemeye) dikkat etmelidir. Şeriat parmakları birleştirmeyi ve açık tutmayı lüzumsuz yere emretmemiştir. Yani böyle basit meseleleri bile gözetmek gerekir.” Devamla şöyle yazıyor. ” Namazda ayakta dururken gözleri secde yerine dikmeli, rükû halinde ayaklara doğru bakmalı,secde yaparken burun hizasına ve otururken de diz üzerindeki ellere bakmalıdır. Tüm bunlar namazda hûşu meydana getirir, aynı zamanda dikkatin dağılmayıp kişinin kendini namaza vermesi mümkün olur.”
Biri Hz. Ali’den hûşu nedir? diye sordu.
Hz. Ali: Hûşu kalpte bulunan bir şeydir. Namazda iken donmuş gibi durup hiç bir yana bakmamak ve hiç bir şeyle ilgilenmemek hûşudandır. İbn-i Abbas (r.a) hazretleri diyor ki: Namazda hûşulu olan kişi Allah’tan korkan kişidir. Namaz kılarken de hareketsiz duran kişidir.
Hz. Ebû Bekir (r.a) diyor ki: ” Rasul-i Ekrem bir keresinde buyurdu ki: Münafıkça hûşudan Allah’a sığının. ” sahabe-i Kiram ” Münafıkça hûşu nedir? ” deyince, dedi ki:” Görünüşte sükunet ve hareketsizlik vardır, ama içeride münafıklık olursa bu münafıkça hûşudur.
Pek çok sahabe ve tabilerden şöyle nakledildi. hûşu; sükûn ve hareketsizliğin adıdır.
Yazı kategorisi: Namaz | » yorum bırak;
Yazan: turkislamdernegi Mart 29, 2007
Farzlar, Hazret-i Peygamber – sallâllâhü aleyhi ve sellem-’e Cebrâil vasıtasıyla bildirilmiştir. Fakat beş vakit farz namaz, bunlardan ayrı olarak mirâc gecesi bizzât Cenabı Hak tarafından Âlemlerin Efendisi’ne bir hediye kabîlinden takdim buyurulmuştur. Başlangıçta elli vakit olarak farz kılınan namaz, Musâ -aleyhisselâm-’ın semâda Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’e ;”
- Yâ Rasûlallâh! Ben, senden evvel İsrâîl oğulları’nda tecrübe ettim. Elli vakte senin ümmetin de güç yetiremez!”
şeklindeki tavsiyesi dolayısıyla Rasûlallâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, o gece Cenâb-ı Hakk’a beş defa mürâcaat ve münâcat eyledi. Nihayet namaz beş vakte indirildi.
Hazret-i Mûsâ, Peygamber Efendimiz -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’e ;”
- Buna da güç yetiremezler!” dediyse de Rasûlallâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem-;”
- Bundan başka tenkîsi Rabbimden istemeye hayâ ederim.” diyerek beş vakitte karar kıldı.Ancak Cenâb-ı Hak, Hazret-i Peygamber – sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in duâsı bereketiyle merhamet eyleyip namazı beş vakte indirmenin yanında o vuslat gecesi olan mirâcda Resûlü’ne şu müjdeyi de lütfetti:”Ey Resûlüm! Benim katımda söz asla değişmez. Bu beş vakit namazın karşılığında sen, elli vaktin ecrini alacaksın.” (İbn-i Mâce, İkâmetü’s salât, 194)
Hazret-i Peygamber – sallâllâhü aleyhi ve sellem-, ümmetine bu beş vakit hususunda şöyle buyurur:Allâh Teâlâ buyurdu ki; “Senin ümmetine beş vakit namazı farz kıldım. Kendi katımda verilmiş bir söz vardır. Kim o namazları tam vaktinde kılarsa, onu mutlaka cennete sokacağım. Kim de o namazları korumazsa, katımda ona verilmiş hiçbir söz yoktur.”(İbn-i Mâce, İkâmetü’s salât, 194),
Yazı kategorisi: Namaz | » yorum bırak;
Yazan: turkislamdernegi Mart 28, 2007
Asr-ı Saadeti düşünün…Nasıl dı ki o günler…Böyle miydi müslümanlık…Değildi tabii ki de.Allah’tan kortuğu için sahabeler işkence görüyorlardı.Dönmüyorlardı Allah’tan.Ağlıyordu Resulullah.Gözlerinden damla damla yaş dökülüyordu.Sahabeleri orada işkence görüyor,derileri kızgın taşlara bastırılıyordu!Bilemezsiniz.Sahabeler Resulullahı göremedikleri zaman ağlıyorlardı.O kadar seviyorlardı onu.Biz?Günde 5 defa salavat hediye ediyor muyuz efendimizin ruhuna.Resulullah bizi görse ne der…!Üzülüyor o da…Üzgün namaz kılmadığımız için…Üzgün oruç tutmadığımız,fakirlere yardım etmediğimiz için.Üzmeyin Resulullahı.Bakın o size açmış ellerini…Sıkıca yapışın onun ellerinden.Bırakmayın sünnetini…
Yazı kategorisi: Günümüz Müslümanlığı, Güzel Ahlak, Peygamberimiz | » yorum bırak;
Yazan: turkislamdernegi Mart 27, 2007
Nihat Hatipoğlu hocamızın güzel sohbeti…Gözleriniz yaşaracak.
Yazı kategorisi: Dini Videolar, Peygamberimiz, Sohbetler | » yorum bırak;
Yazan: turkislamdernegi Mart 26, 2007
Dursun Ali Erzincanlı’nın anlatımıyla Hudeybiye…
Yazı kategorisi: Dini Videolar, Sohbetler | » yorum bırak;
Yazan: turkislamdernegi Mart 26, 2007
Güzel ahlak nasıl olur?Güzel ahlak tüm yaratılmışlara karşı davranışlarında ölçülü olmak demektir.Ve bu ölçüde yine Peygamberimiz örnek oluyor bizlere.Onu bir gecede şu ayet yaşlandırıyor:”Emrolunduğu gibi dosdoğru ol”.Rabbim ne kadar güzel buyurmuş değil mi?İnanın şu an bunu yazan ben özlüyorum Resulullahı.Onun gül yüzünü.Keşke ben de Ashabı olsaydım.Allah beni o şerefe dahil etse idi.İnsan ahlakını Resulullah’tan örnek almalıdır.Onu sanki yanında kendine öğüt verir gibi davranmalıdırlar.Güzel ahlak;Ancak en güzeli örnek alarak oluşur.ALLAH BİZİ BU ZÜMREYE DAHİL EYLESİN…
Yazı kategorisi: Güzel Ahlak | 3 Yorum »
Yazan: turkislamdernegi Mart 26, 2007
Herkes genelde namaz kılamak ister.Ama nedense bir türlü başlayamaz.Bunun için sizlere bazı önerilerim var:
1)Eğer namaza başlamayı ileri tarihe ertelerseniz,namaza başlayamazsınız.Öğrenir öğrenmez bulunduğunuz vakitten başlayın.
2)Eğer namaz surelerini öğrenmek size zor geliyorsa;Bildiğiniz duaları okuyarak kılın.Unutmayın;herşeyin bir başlangıcı vardır.
3)Namaz kılmak size ağır gelebilir.Namazı bir iş değilde;bir sorumluluk bilin.Şayet siz namazı kıldığınızda;dininize katkıda bulunmuş;ona gönüllü olmuşsunuz demektir.
4)Peygamber efendimiz SAV,kıldığımız namazı son namazımışmız gibi kılmamızı emrediyor.
5)Bazen şöyle sikayetler geliyor kulağımıza:”Ben önceden namaz kılıyordum.Önceden kıldığım namazın sonunda bir iç huzur duyuyordum.Ama artık o huzuru duyamıyorum”.Bu gibi şikayetler doğrudur.Ancak herkeste olabilir.Biz Asr-ı Saadet devrinde değiliz.Yani şimdi günah işlemeye o kadar açığız ki;neremize bakarsak neredeyse günaha gireceğiz.Ama Peygamber Efendimizin zamanında böyle günah unsurları yasaklandığı için o zaman günah işlemek zordur.O yüzden siz zaten namazınızı huzur duymasanızda Allah’a karşı görev olarak kılıyorsunuz.Namazın sonunda huzur duymak farz değil.Sadece Allah’ın yüceliğine kalpten inansanız yeter…ALLAH NAMAZLARINIZI KATINDA KABUL BUYURSUN İNŞALLAH…